• Kimseden ekstra bir nezaket beklentim yok aslında. Standart, düz, fazlası olmayacak şekilde davransa herkes bana yetecek, belki de artacak. Ama yetemiyor. Hayır, ben fazla duyarlı değilim, yani konunun merkezinde ben yokum. Öyle gözükse de, bu serzenişler benden çıkıyor olsa da, bu konunun merkezinde tam da bu nezaketsiz, postmodern insanlar var.

    Yaptığım birçok sosyolojik tespitte masamda duran ve kullandığım “dikkat dağınıklığı” olgusunu tekrar öne sürmeli miyim, bu olan biteni başka bir şeyle mi açıklamalıyım, bilmiyorum. Şu bir gerçek ki, herkes aşırı “dağınık”. Eşyaları, düşünceleri, varlıkları. Her yere saçılmış durumdalar ve kendilerini toparlamak için bir gayretleri yok. Dahası, kendilerini toparlama gayretlerinden evvel durumun tespitinde yoklar, yani aslında dağınık olduklarının farkında değiller.

    Teknolojiye, teknoloji sayesinde kavuştuğumuz hayranlık uyandırıcı, kolaylaştırıcı cihazlara, çözümlere hayranım, onların en erken, en iyi kullanıcılarından biriyim. Hayır hayır, yeni çıkan şeyi ilk alanlardan, almak için sabahın köründe (ya da bir gece öncesinden) akıldışı kuyruklara girenlerden değilim, o başka bir şey. Yerinde ve dozunda (zamanlama & miktar olarak) doğru kullanıldığında cenneti yaşatan bu harika şey, insanoğlunun yine “bir şeyi amacı dışında kullanma” alışkanlığı sonucu bugün yine sıkıntı kaynağı haline gelmiş durumda.

    Bir muhite gitmek için bindiğin minibüsün şoförü bir yandan aracı kullanırken diğer yandan tiktok’taki negatif IQ gerektiren videolar izleyip cehalet kahkası atıyor, oturan veya ayakta fark etmez, yolcuların %95’i gözleri ekranlarına kilitlenmiş, yolun başında duran trafik polisi bile bir elinde cep telefonu ve yüzünde tatmin olmuş ifadesi veren gülümseme, herkes acayip online durumda. Namaz kılarken rekatlar arasında cep telefonuna bakan insan biliyorum (hayır uydurmuyorum, bu yaşandı, yaşanıyor). Çocuğunun eğitimi, büyümesi, yetişmesiyle ilgilenmek için işinden istifa eden kadın, sosyal medyada takılmak daha keyif verici olduğu için 3 yaşındaki çocuğunun eline bir tablet tutuşturuyor ve orada açtığı bir çocuk uygulamasıyla oyalanmasını sağlıyor, böylelikle kendisine konfor alanı oluşturmuş oluyor.

    Dikkati her daim online ortamda olan insanlar yeri geliyor Starbucks’ta sırada kahveni beklerken gözlerini ekranından ayırmadan önüne geçmeye çalışıyor, sana omuz falan atıyor. Ürün teslim alma alanında binbir türlü farklı nezaketsizlik. Beylerbeyi’de vapura binerken birbirine yol verme nezaketinden vapurun kalkma saatinin geçmesine neden olan bey-/hanımefendilikten geldiğimiz nokta bu. Olması gereken, standart vatandaş davranışın da altına düşüş.

    Düzelecek mi bilmiyorum, zira bir şeyin düzelmesi için -mucizeler hariç- bir çaba olması gerektiğine inanırım. Bir şeyler tesadüfen de olsa düzelebilir, ama birikimli ilerleyen bu bozulmanın aniden, tesadüfen ya da bir mucizeyle düzelmesi pek mümkün değil; düzelse bile sürdürülebilir, kalıcı olmayacağı kesin.

  • Klasik ilk post ismi. Bozmayayım dedim, ama “Hello World!” olarak kalmasını da istemedim.
    Rezerve Zihin artık burada olacak. Zihinde olanlar buraya akacak.